YATIRIMCILARIN ANAHTAR ÜLKESİ: KIRGIZİSTAN
Türkiye-Kırgızistan Ticari İlişkiler
Yatırımcıların anahtar ülkesi: Kırgızistan
Dr. Tayfun ATMACA - 02.05.2021
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının günümüzdeki güncel durumuna bakıldığında az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından istihdam yaratmada, gelişmiş teknoloji transferi yapılmasında, sermaye birikimi sağlanmasında, ekonomik sermayenin gerçekleşmesinde ve ulaşım altyapısının gelişmesinde vazgeçilmez unsurlardan biri haline geldiği görülmektedir. Özellikle 1980’lerden sonra küreselleşmenin de etkisiyle bu tür yatırımların önemi daha da artmıştır ve günümüzde de artmaktadır.
Yirminci yüzyılın son yıllarında SSCB’nin yıkılmasıyla Sovyet ülkeleri bağımsızlıklarına kavuşmuş oldular. Bağımsızlıklarını yeni kazanan ülkelerin siyasi bağımsızlıkları eş zamanlı olarak ekonomiye yansımamış ve bölgede ekonomik ve sosyal sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Bütün Sovyet ülkelerinde önce üretim hızla düşmüş ve toplumun üzerinde ekonomik güvensizlik güncel sorun olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. 2000’li yıllara doğru ise bu olumsuz ortam atlatılmaya başlanmış ve bölgedeki istikrarsızlık yerini üretim artışı ve büyümeye bırakmıştır.
Kırgızistan’ın bağımsızlığını elde ettikten sonra izlediği ılımlı politika ve liberal ekonomi yaklaşımları sonucunda, Orta Asya’nın demokrasi adası olarak anılmaya başlanmış ve bu da aynı zamanda dikkatlerin üzerine çekilmesine neden olmuştur. Bağımsızlığın hemen arkasından ülke genelinde uygulamaya konulan şok tedavi denilen radikal reformlar başarısız olmuştur. Söz konusu reformları uygularken, bir yandan da ülkede yaşanan sermaye yetersizliğini gidermek, işsizlik oranını minimize etmek, halkın yaşam seviyesini artırmak ve bütçe açığını azaltmak gibi sorunları ortadan kaldırmak için yatırımlara ihtiyaç duymaktaydı. Bu tür yatırımları çekebilmek için ülkedeki yatırım ortamının iyileştirilmesi gerekmekteydi.
Bu nedenlerden dolayı Kırgızistan, bağımsız devlet olduktan sonra ülke içerisindeki tüm sorunları kendi başına halletme hakkını elde etmiştir. Ülke ekonomisini geliştirmek için çeşitli planlar ve programlar uygulayarak, uzun vadeli ve kapsamlı bir ekonomik reform programını benimsemiştir. 1991-1994 yılları arasındaki dönemde hedef olarak genel liberalizasyön kabul edilmiştir. 1993’de de Orta Asya’daki diğer ülkelerden bir adım ileri giderek milli para birimi olan Som tedavüle çıkarılmıştır. 1994-1998’de ise hükümet, pazar ekonomisine geçişi hızlandırmak için kitlesel özelleştirmeler, devletin rolünün azaltması, yeni bir vergi sistemi kurulması, Merkez Bankası'na daha fazla özerklik verilmesi ve daha başka önlemler almıştır.
Diğer yandan, ekonominin farklı sektörlerine doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını çekmek için Kırgızistan’ın çok büyük avantajları vardır. Yerli avantajlar ucuz işçi gücü ve elektrik maliyetleri, bol miktarda hidroelektrik kaynakları, tarım için hava koşullarının iyi olması, turizm için cazip koşulların oluşu, rekabet sağlayan vergilendirme sistemi, Rusya Federasyonu ve Kazakistan gibi geniş pazara erişim imkânı sağlayan ticaret tercihlerinin olmasıdır.
Ayrıca, Kırgızistan hükümeti istikrarlı bir büyüme kaydetmek için Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi benimsemiştir (2013-2017). Stratejinin temel amacı ekonomik çeşitlendirmeyi teşvik etmek, özel sektör gelişimini teşvik etmek ve nihai olarak yoksulluğu azaltmaktır. Bu amaçla Ulusal Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi hem yerli hem yabancı yatırımcılara önem vermektedir. Kırgızistan Bağımsızlığının ilk on yılında finans, inşaat, gıda endüstrisi ve madencilik de dâhil olmak üzere birçok sektörde eşit oranda ılımlı seviyede doğrudan yabancı yatırım girişi gerçekleştirmiştir.
Öteyandan, Kırgızistan’da doğrudan yabancı yatırımları ülkeye istenilen seviyede çekebilmek için son beş yıldır, yoğun bir çalışma söz konusudur. Söz konusu çalışmalar, ekonomide planlanan hedefleri gerçekleştirme, uluslararası anlaşmalara uygun şekilde tasarrufları yatırıma doğru yönlendirme, katma değeri yüksek, son teknolojilerden yararlanarak bölgedeki düzensizlikleri ortadan kaldırma, istihdam yaratma ve uluslararası rekabet gücünü sağlamak temel amaçlardır. Bu bağlamda ülkede birçok yasal, idari ve mali düzenlemeler yapılmış ve çok çeşitli teşvikler uygulamaya konulmuştur.
Mevcut uygulamalar sonucunda ortaya çıkan tabloda, doğrudan yabancı yatırımların büyük kısmı neredeyse (94,2 oranı) üretim kuruluşlarına, mali aracı kuruluşlara ve sigortacılık ortamına, jeolojik araştırmalara, enerjiye, gaz, buhar ve koşullandırılmış hava (ekipmanı) ve inşaat sektörüne doğru yönelmiştir. Son beş yıl boyunca doğrudan yabancı sermaye yatırım yapan ülkeler Kanada, Çin, İngiltere, Rusya ve Kazakistan olmuştur. Söz konusu ülkelerin 2015’de gerçekleşen toplam doğrudan yabancı sermaye yatırımların içindeki payı %84,7’dir, 2014’de toplam yatırımların %75,6’nı, 2011’de ise %81,2’lik kısmını gerçekleştirmişlerdir. BDT’u (Bağımsız Devletler Topluluğu) hariç ülkelerden giren doğrudan yabancı sermaye yatırımların miktarı 2014’a nazaran 1,6 katına, 2011’e ise 1,2 kat artmıştır. 2014 yılında diğer ülkelere kıyasla Türkiye’den gelen doğrudan yabancı yatırımlar 3,8 kat, İngiltere’den gelen yatırımlar 3,6 kat ve Çin’den gelen yatırımları ise 2,1 kat artış göstermiştir. Türkiye’den gelen doğrudan yabancı yatırımlar genelde inşaat ve bankacılık sektörüne, İngiltere’den gelen yatırımları jeolojik araştırmalara, Çin’in yatırımları ise jeolojik araştırmalara ve üretim işleme sektörlerine doğru yönelmiştir.
Kırgızistan’ın madencilik sektörü de yatırımcıların en çok ilgisini çeken iş alanlarından biridir. Kırgızistan eski SSCB ülkeleri arasında üçüncü büyük altın üreticisidir. Kumtor Altın İşletmelerine yapılan yatırımlar ile Kanada Kırgızistan’daki önemli yabancı yatırımcı olarak bilinmektedir. Kanada’nın ardından sırasıyla Kazakistan, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Almanya, İngiltere ve Çin gelmektedir.
Özetle Kırgızistan, geçiş ekonomisini yaşayan ve gelişmekte olan ülke kimliğiyle, yatırımcıların gözdesi haline gelmiştir. Bunun böyle olmasının önemli sebepleri vardır. Bunların başında nüfusun küçük olması, okuma-yazma oranın yüksek olması, nüfusun genç olması sayılabilir. Bunların yanında coğrafi olarak konumunun kalkınmaya uygun olması, altın, su gibi önemli zenginliklere, ucuz işgücüne ve geniş bir ulaşım coğrafyasına sahip olması sayılabilir. Yine tarımsal potansiyeli, et ve süt ürünleri açısından zengin olması, kış, dağcılık ve avcılık turizmine uygun olması vb. ülkenin gerçekten kısa sürede kalkınabilmesi açısından son derecede önemlidir. Ancak kararlı bir siyasal yapı ön koşuldur.
Kaynakça :
ALTAY, Asuman. (2001). Piyasa Ekonomisine Geçiş Sürecinde Kamu Maliyesi Sorunları ve Çözüm Önerileri. Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2, 15.
BURÇİN, A. B, YILDIZ, S ve AYYILDIZ, A. (2007). Kırgızistan’da Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 35, 116-134.
EGELİ, H. A. ve EMSEN, Ö. S. (2006). “Geçiş Sürecinde Kırgızistan Ekonomisi”, Dokuz Eylül Üniversitesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, Atatürk Üniversitesi, İİBF 35, 104-115.
KENCALİ UULU, S. (2012). Kırgızistan’da doğrudan yabancı yatırımların sektörlere dağılımı ve enerji sektörünün incelenmesi, yayımlanmamış Doktora Tezi, DEÜ Sosyal Bilimleri Enstitüsü.
K.C. Ekonomi ve Maliye Bakanlığı. (2007). Think Kyrgyz Republic. Doğrudan Yatırım Politikası Dairesi, Bişkek.
K.C. Milli İstatistik Komitesi. (2006). K.C.’de Yatırımlar-2001-2005.
T.C. Başbakanlık TİKA (2013). Dış Yardımların Düzenlenmesi, Seçilmiş Ülke Uygulamaları 2011/2012.
ÜNSAR, S. (2007). “Uluslararası işletmelerde Üretim Stratejileri”. Journal of Yaşar University, 2(7), 695-708.
http://www.tika.gov.tr/Dosyalar/Kırgızistan.doc .
0 Yorum