“ORMANLARIMDAN BİR DAL KESENİN BAŞINI KESERİM”
Küresel Isınma ve İklim Değişikliği
“ORMANLARIMDAN BİR DAL KESENİN BAŞINI KESERİM”
Dr. Tayfun Atmaca 9.Ağustos.2021
Bir çoğumuzun ilk okul yıllarında ki ders kitaplarından öğrendiği “Ormanlarımdan Bir Dal Kesenin Başını Keserim” ata sözünün, Cennet-Mekan Fatih Sultan Mehmed Han’a ait olduğunu biliriz. Derin manalar taşıyan bu kısa söz, asırlar boyu büyük başarılara imza atmış koca bir imparatorluğun doğaya nasıl baktığını bizlere anlatmaktadır.
Geçtiğimiz hafta herkesin malumu olduğu gibi başta Türkiye olmak üzere, dünya ülkelerinin büyük bir çoğunluğu bir ateş çemberinden geçmiştir. Ormanlar yanmış, bununla birlikte hayal dahi edemeyeceğimiz çeşitlilikte ki canlılar kül olup gitmiştir.
Sebebi ne olursa olsun (terör, rant vb.) yanarak yok olan ormanlarımız geleceğimizin de kül olmasına neden olmuştur. Son zamanlarda artan orman yangınlarını bir çok sebebe bağlamak mümkünken, dikkatlerden kaçan önemli bir gelişmeyi mercek altına almanın yerinde olacağı kanısındayım. O, da küresel ısınma ve iklim değişikliği...
Küresel Isınma ve İklim Değişikliği
İnsanlık tarihi var olduğu günden bu yana doğa ile iç içe yaşamakta, temel ve zorunlu ihtiyaçlarını doğadan karşılamaktadır. İnsanların doğayla etkileşimleri, doğayı kullanmaları dünya coğrafyasına çeşitli zararlar vermiş ve sonuçta coğrafyanın değişim göstermesi kaçınılmaz olmuştur. İnsanlığın küresel çevre ile oynaması şimdiki nesli ve geleceği büyük ölçüde etkilemiştir. Bu etkiye en çarpıcı örnek karbon dioksit emisyonlarından kaynaklanan iklim değişikliği olarak karşımıza çıkmıştır. Doğal faktörler veya insanların beşeri ve ekonomik faaliyetleri nedeniyle atmosferin gaz bileşiminin bozulması sonucunda iklimde gözlenen değişimler küresel iklim değişimi olarak adlandırılmaktadır. İnsanlara zarar verebilecek en büyük çevresel dışsallık olarak küresel ısınma görülmektedir.
Genel olarak bakıldığında insanların doğada bulunan kaynakları hızlı bir şekilde tüketmeleri doğal dengenin bozulmasına sebebiyet vermiştir. Özellikle artan nüfusla birlikte bitki örtüsü ve toprak tahribi artmış, bazı canlı türlerinde azalmalar meydana gelmiş, ekosistem bozulmuş ve küresel ısınma ile iklim değişikliği bunların sonucu olarak kaçınılmaz olmuştur. Sanayinin gelişmesi, kömür kullanımının artması gibi faktörler iklim üzerinde meydana gelen olumsuz etkileri arttırmıştır. Yaşanan olaylar doğrultusunda sanayileşme, çevre bozulması, karbon dioksit salınımının da artmasıyla küresel ısınma iklimi olumsuz yönde etkilemiştir. Küresel kar örtüsü azalmaya başlamış, deniz seviyelerinde yükselmeler meydana gelmiştir.
Küresel ısınma sözlük olarak “dünyayı ve canlıları etkileyen ve çevresel değişikliklere sebep olan yeryüzü sıcaklığındaki artış” anlamına gelmektedir. Küresel ısınmanın yarattığı en önemli sonuç küresel iklim değişikliğidir ve bu değişiklik dünyada en önemli sorunların başında yer almaktadır. Buzulların erimesi, deniz seviyelerinde meydana gelen artışlar, yağışların meydana gelişinde yaşanan değişmeler, ekolojik yapıda meydana gelen olumsuzluklar küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin başlıca ortaya çıkardığı sorunlardır.
Özellikle beşeri faaliyetlerin arttığı 20.yy ve sonlarına doğru küresel ısınmanın yarattığı can ve mal kayıpları bu sorunu daha da önemli hale getirmiştir.
Sanayi devrimi sonrasında fosil yakıt kullanımı artmış, insanların ormanları da tahrip etmeleriyle karbon dioksit, kloroflorokarbon, metan gibi gazların atmosferde bulunma yüzdesinde artış meydana gelmiştir. Güneş ışınlarının dünyada tutulma oranında da meydana gelen değişmeler iklim sistemimizde telafisi zor dengesizliklerin oluşmasına neden olmuş, kurulu ekosistemde bozulmalar baş göstermeye başlamıştır. Burada karşımıza çıkan iklim değişikliği kavramı ise belirli ekosistemlerde yaşanan sıcaklık, nem ve yağış gibi unsurların değişimini kapsamaktadır. Dünyanın sahip olduğu yeryüzü sıcaklığının yukarıda sayılan sebeplerden ötürü artması insanlık için tehlike arz eden durumların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Atmosferde bulunan sera gazlarının miktarlarının artmasıyla dünyanın sahip olduğu sıcaklığın önümüzdeki yüzyıllarda daha da artacağı endişesini yaratmıştır.
Yeryüzünün ısınmasına neden olan süreç sera etkisi olarak adlandırılır. Güneşten gelen kısa boylu ışınlar yeryüzünde soğuduktan sonra uzun boylu ısı enerjisi olarak atmosfere geri salınır. Uzun boylu ısı enerjisi, atmosferdeki su buharı, karbondioksit, metan, azot gibi sera gazları tarafından soğutulur. Sera etkisi dolayısıyla yer kürenin sahip olduğu sıcaklık belirli düzeyde korunmuştur (150C). Ancak küresel ısınmanın etkisiyle yeryüzünün sahip olduğu sıcaklık değerinde artış meydana gelmeye başlamış ve dünyada sıcaklık genel olarak yükselme eğilimine girmiştir. Bunun sonucunda da küresel iklim değişimi kaçınılmaz olmuş ve dünyada belirli değişimler yaşanmaya başlanmıştır. Yağış ve buharlaşma artması, bir çok yerde aynı anda yaşanan orman yangınları, kasırga gibi tropikal rüzgârların sıklıkla görülmeye başlanması ve deniz seviyelerinin yükselmesi bu değişimlere örnek olarak gösterilebilir.
Sonuç olarak insanlar var oldukları günden bu yana doğayı tahrip etmeye başlamıştır. İnsanların doğayla girdiği bu savaşta zararlı çıkan hep insanlar olmuş fakat doğaya karşı daha acımasız davranmaktan vazgeçmemişlerdir. Ekosistemin işleyişine müdahale ederek kendileri için yaşam alanı açmaya çalışmış, ihtiyaçlarından fazlasını istemekten vazgeçmemiş ve doğal düzenin işleyişine müdahale etmekten kaçınmamışlardır.
Yüzyıllardan bu yana insanların sayısının da artmasıyla doğa tahribatı artmış ve yapılan müdahalelerin sonuçları doğa tarafından verilmiştir. Yaşadığımız dünyanın yaşanılamaz bir hale getirilmesine sebep olan insanlar, verdikleri zararları telafi etmek için çözüm arayışı içine girmişlerdir. Geliştirilen yeni kavramların, küresel ısınmayı önleme amacıyla yapılan çalışmaların işe yarayıp yaramadığı konusunda bir fikir birliği yoktur. Bu çalışmaların küresel ısınmayı ne kadar engellediği ise tartışmaya açık bir konudur. Burada önemli olan ve bize düşen görev doğanın otomatik işleyişine en az şekilde müdahale etmek ve elimizden geldiği kadar bu mücadeleyi sürdürmek için yeşil çalışmaları desteklemektir.
Orman yangınlarına bir de bu pencereden bakılmasında yarar olduğu düşüncesi ile birlikte, Türkiye de ki orman yangınları sırasında hayatlarını kaybeden doğa şehitlerine, Allah’tan Rahmet diliyorum...
Kaynakça:
Al, G. (2009). Küreselleşme Sürecinde Ekolojik Sorunların Çözümünde Karbon Vergilerinin Rolü. Yüksek Lisans Tezi . Dokuz Eylül Üniversitesi. İzmir.
Arslan, A.(2021). Küresel Isınmaya Bir Çözüm Olarak Yeşil Şehirler ve Yeşil Altyapı Sistemleri: Kamu Maliyesi Açısından Bir Değerlendirme. Yüksek Lisans Tezi. Çukurova Üniversitesi. Adana.
Bayraç, H. N., & Doğan, E. (2016). Türkiye’de İklim Değişikliğinin Tarım Sektörü Üzerine Etkileri . Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İİBF Dergisi , 23-48.
Goulder, L. H., & Pizer, W. A. (2006). The Economics of Climate Change. NBER Working Paper .
Gruber, J. (2005). Public Finance and Public Policy. New York: Charles Linsmeier.
Nordhaus, W. D. (2011). The Architecture of Climate Economics: Designing Global Agreement on Global Warming. Bulletin of the Atomic Scientists , 9-18.
Parry, I. W., & Pizer, W. A. (2007). Pizer, Combating Global Warming. Regulation, 18-22
Stephan, G., Muller-Furstenberger, G., & Previdoli, P. (1997). Overlapping Generations or Infifinitely-Lived Agents Intergenerational Altruism and the Economics of Global Warming. Environmental and Resource Economics , 27-39.
Yapıcı, F. (2015). Yeşil Bütçe Yaklaşımı ve Değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi. Dokuz Eylül Üniversitesi. İzmir.
0 Yorum