AFGAN GENÇLERİ NEREYE KOŞUYOR?..
Afganistan'da yaşananlar...
AFGAN GENÇLERİ NEREYE KOŞUYOR?..
Dr. Tayfun Atmaca 15.Ağustos.2021
Türkiye son bir ay içerisinde, çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kalmanın sancılarını yaşıyor. Orman yangınları, sel felaketleri derken, yaralarımızı sarmaya fırsat bulamadan, Afganistan’dan Türkiye’ye yapılan yoğun göçün sarsıntısı ile karşılaştı...
Ne olduğunu anlamaya fırsat kalmadan on binlerce Afganlı genç, sınırlarımızı kolay bir şekilde geçerek, ülkemizin önemli şehirlerine dağılmaya başladı.
Bu arada başta Türkiye olmak üzere, dünyaya yön vermeye çalışan ülkeler (ABD, Rusya, vb.), gerçekleşen düzensiz göçün sebepleri üzerinde kafa yormaya çalışırken, ülke içerisinde büyük bir hızla hareket eden Taliban güçleri, hiç bir direniş ile karşılaşmadan Afgan şehirlerini birer ikişer ele geçiriyor...
Ataların deyimi ile “talandan mal kaçırırcasına” Afgan şehirlerine yapılan bu saldırıları ve Afgan gençlerinin organize bir şekilde göç hareketini daha iyi anlamamız adına, bu sürece nasıl gelindiğini ele almak yerinde olacaktır.
Tarih boyunca farklı kültür ve uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan Afganistan toprakları her dönemin büyük güçleri tarafından defalarca istila edilmiştir. Modern Afganistan devletinin kuruluş yılı olarak kabul edilen 1747’den bu yana Peştun hanedan ve liderler tarafından yönetilen ülke hiç bitmeyen iktidar mücadelelerine sahne olmuş ve iç çatışmalar bölge üzerinde stratejik emelleri olan küresel güçlerin ülkeye müdahalesini kolaylaştırmış, hatta müdahalenin gerekçesi olarak gösterilmiştir.
Özellikle 1970’lerde başlayan ve halen devam eden yoğun çatışmalı ortam, Afganistan’ın zaten zayıf olan ekonomisini, devletin kurumsal yapısını ve en önemlisi insan sermayesini adeta yok olma noktasına getirmiştir. Sovyet işgal güçleri ülkede yaptığı baskı, zulüm ve hoyratça uygulamalar nedeniyle sebep oldukları ağır zayiat ve tahribat yanında, milyonlarca insanın yaşadığı toprakları terk etmesine yol açmıştır. ABD öncülüğünde 2001 yılı sonunda Afganistan’a barış ve istikrar getirme vaadiyle başlatılan dış müdahale, aradan geçen bunca yıl ve harcanan devasa mali ve insan gücü kaynağına rağmen ciddi bir başarı sağlayamamıştır. ABD ve uluslararası gücün yaptığı vahim hatalar ve insan hakları ihlalleri zaman içinde Taliban’ı yeniden canlandırmıştır. Meşruiyet sorunu yaşayan mevcut Afgan yönetiminin adı yetersizlik ve yolsuzlukla anılır olmuştur. Afganistan’da halen ne güvenlik ne de refahtan bahsetmenin olanaksızlığı bir yana, ülke neredeyse her gün Taliban’ın hedef gözetmeksizin yaptığı terör saldırılarıyla sarsılmaktadır. Hal böyle iken, kadim Afganistan halkının çığlığına kulak vermek, onların geleceği için kaygılanmak ve kangrenleşmiş bu sorunun çözümüne katkıda bulunmak tüm insanlık için vicdani bir sorumluluk haline gelmiştir.
Afganistan sorununda terörle mücadelenin en etkin şekilde yapılıp halkın can, mal ve ırzını her türlü saldırıya karşı korumak en önemli görevdir. Ancak güvenlik sağlama görevi, çatışmanın temelini oluşturan sebepler doğru tespit edilip ortadan kaldırılmadıkça Afganistan’da kalıcı bir barış inşa edilemeyeceği gerçeğini değiştirmemektedir. Çatışmanın asıl sebebi iktidara sahip olma mücadelesi iken, Taliban da bu mücadelede Peştunları temsil etme iddiasındadır.
Afganistan’da ne güç kazanma ve iktidar olma temelinde bir asırdır süren çatışmalar ne Marksist deneyim ne de son askeri müdahale ülkeye barış getirememiştir. Son yıllarda Afgan hükümeti tarafından başlatılıp dışarıdan finanse edilen “Afganistan Barış ve Yeniden Bütünleşme Programı” beklenen sonuçları vermemiştir. ABD-Taliban arasında Doha/Katar’da başlatılan barış müzakereleri ise Taliban’ın terör eylemlerinden vazgeçmemesi nedeniyle aralıklarla ve yavaş ilerlemektedir. Ancak Afganistan halkının artık çatışmalara dayanacak gücü ve sabrı kalmamış, barış genel bir toplumsal talep haline gelmiştir. O halde Afganistan’da adil ve kalıcı bir barış için yeni bir yol bulunmasına ihtiyaç vardır. Bunun için dünyada başarılı olmuş barış süreçlerinden alınacak dersler olduğu da açıktır.
Afganistan’da Pakistan’ın desteklemediği bir barışın yaşama şansı azdır. Bu nedenle Taliban’dan önce Pakistan’la görüşülmesi ve Pakistan’ın endişelerinin giderilerek barış için ikna edilmesi zorunludur. Hatta barış sürecine çatışan taraflardan önce Pakistan-İran-Türkiye diyaloğu ile başlamak ve sonra bunlara Afganistan’ın diğer komşularını dahil etmek de sağlıklı sonuçlar üretebilir. Afganistan devletinin mevcut sınırı tanıyıp Pakistan’ın toprak bütünlüğüne saygı göstermesi karşılığında, Pakistan’ın Afganistan’a düşmanca hareketlerde bulunan örgüt ve yapılara desteğini keseceğinin bir “iyi komşuluk ve saldırmazlık anlaşması” ile belgelenmesi mümkündür.
Geçmiş deneyimler barış sağlanmasıyla birlikte sorunların bitmeyebileceğini göstermiştir. Barıştan sonra ortaya çıkabilecek risk ve tehditlere de hazırlıklı olmak ve önceden yasal önlemler almak gerekmektedir. Taliban içinde bazı gruplarla birlikte İslami motifli ve Peştun asıllı bazı diğer örgütlerin, El Kaide, IS-K Horasan İslam Devleti (IŞİD’in Afganistan kolu) ve uyuşturucu mafyasının barışa karşı olmaları ve barış ortamını her fırsatta sabote etmelerine hazırlıklı olmak ve bu tehdide karşı barış paydaşlarının ortak mücadele etmesini sağlamak yaşamsal bir öneme sahiptir. Uyuşturucu üretim ve ticareti bitirilmeden bölgede iç çatışmalar ve terör örgütlerini bitirmenin olanağı yoktur.
Sonuçta Afganistan’da barışın başarısı ülkenin toprak bütünlüğü ve üniter yapısı içinde, bütün etnik ve dini grupların ortak bir kimlik altında hak ve menfaatlerini garanti altına alan, tüm vatandaşlara önce güvenlik ve özgürlük sonra ekonomik refah vaat eden bir çözümden geçmektedir. Böyle bir çözüme sadece çatışmaları durduran değil, çatışma sebeplerini de ortadan kaldıran bir “pozitif barış” anlayışı ile ulaşılabilir.
Unutmamak gerekir ki barış yapmak savaşmaktan daha zordur; daha fazla cesaret ister. Afganistan barışı dışarıdan dayatma ya da zorla değil, Afgan halkının kendi iradesi ile gerçekleştiğinde değerli ve kalıcı olacaktır. Uluslararası topluma düşen bu büyük barışmaya destek olmak ve onu kolaylaştıracak yapıcı adımlar atmaktır.
Ancak o zaman Afganistan’da kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün olacaktır. Böylece sağa sola savrulan bir ülke konumundan, istikrarı yakalamış normal düzene geçmiş bir ülke görünümüne kavuşacaktır.
İşte o zaman dünyayı tedirgin eden ve Afgan gençlerinin nereye koştukları belli olmayan görüntüleri, yerini huzurlu ve istikrarlı bir devlet görüntüsüne bırakacaktır. Başta Türkiye olmak üzere, bölge devletleri tarafından özlenen ve beklenen budur...
Kaynkaça:
Akyol, Meltem: “Doç. Dr. Hakan Güneş: Afganistan’da ABD barışı Taliban’a sıkıştı”, t24, 13.08.2019, (Çevrimiçi) https://t24.com.tr/haber/doc-dr-hakan-gunes-afganistanda-abd-barisi-taliban-a-sikisti, 834745, 12 Ağustos 2021.
Büyükbaş, Murat: “ABD’nin Afganistan’a Müdahalesi ve Afganistan’da Oluşturulan Yeni Yönetim Yapısı”, Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi, 2006.
Dahl, Robert: Demokrasi Üstüne, Çev. Betül Kadıoğlu, Ankara, Phoenix Yayınevi, 2001.
Erdurmaz, Serdar: “Afganistan’da “Peace Jirga” Denilen Barış Şûrası Başlıyor”, Türksam, 02.06.2010, (Çevrimiçi) http://turksam.org/afganistan-da-peacejirga-denilen-barissurasi-basliyor, 13 Ağustos 2021.
Frye, Richard: Orta Asya Mirası, Çev. Füsun ve Tunç Tayanç, Ankara, Arkadaş Yayınları, 2009.
Han, Ahmet Kasım: “Büyük Oyunun Küçük Ülkesi”, Sahibini Arayan Barış, Masis Kürkçügil (Der.), İstanbul, Everest Yayınları, 2002, 178-219.
Kuğu, Ali, Rıza: Afganistan’da İktidar Mücadelesi ve Dış Müdehale Sorunsalı: Uluslararası Toplum İçin Yeni Bir Yol Haritası, İstanbul Üniversitesi, Doktora Tezi, İstanbul, 2020.
Naim, Nadir: “Afganistan'da barışın anahtarı, Taliban'ı anlamak”, Al Jazeera, (Çevrimiçi) https://www.timeturk.com/ afganistan-da-barisin-anahtari-taliban-i-anlamak/haber- 1036601, 14 Ağustos 2021.
Zeydan, Ahmed Muvaffak: Taliban’ın Yükselişi: Afganistan’da Yeni Dönem, Çev. Hülya Afacan, İstanbul, Mana Yayınları, 2013.
0 Yorum